ANA SAYFA - FILM HAKKINDA - HABERLER - BASIN - OYUNCULAR - EKIP - DOSYA - FRAGMAN - ILETISIM - ENGLISH

 

 

Umut Aral ' ın ikinci kısa filmi Çarpışma ...

 

SAHNE 1 HAYDARPAŞA GARI ÖNÜ DIŞ/GÜNDOĞUMU

Hızla güneş doğar (tek kare)

SAHNE 1A HAYDARPAŞA GARI ÖNÜ DIŞ/GÜN

Yakılan bir sigara. Muşta saatine bakar. Gözlerini kaldırır. Bir martı sesi. Bir vapur düdüğü.

SAHNE 2 HAYDARPAŞA GARI YAN YOL DIŞ/GÜN

Kalabalık bir sokak. İki göz insanlara bakar, Ali önünde yürüyen kadının kolundaki açık çantayı gözüne kestirir. Kadın başka bir kadınla yürüyerek konuşmaktadır.

SAHNE 3 HAYDARPAŞA GARI İÇ İÇ/GÜN

Bir ayağın trenden inişini görürüz. Cem tedirgin gözlerle etrafı süzer. Elinde bir deri eski tip bir bavul.

SAHNE 4 BÜRONUN KORİDORU İÇ/GÜN

Bir adam telaşlı telaşlı bir kapının önüne gelir. Önünü ilikler, saçını düzeltir; kapıya açmak için uzanır.

SAHNE 5 HAYDARPAŞA YANI YOL DIŞ/GÜN

Ali yan tarafa bir göz atar. Bir polis ekip otosu ve kaputun üstüne oturmuş sigarasını tüttüren bir polis görür.

SAHNE 6 BÜRO İÇ/GÜN

Kadrın ortasında bir kel kafa, enseden. Aniden kapı açılır. İçeriye koşarak bir adam girer. Bu sırada türbanlı bir kadın çay servisini yapmış odayı terketmektedir. Koşan adam kel, sert görünüşlü patronun kulağına eğilir, birşeyler söyler.

SAHNE 7 HAYDARPAŞA GARI İÇ İÇ/GÜN

Cem kalabalık arasında yürümeye başlar. Yüzünde garip bir ifade vardır. Bir gar görevlisini görüp yönünü değiştirir.

SAHNE 8 HAYDARPAŞA GARI ÖNÜ DIŞ/GÜN

İçeriden bir anons. Yeni bir tren gelmiştir. Kapıdan insanlar çıkmaya başlar. Muşta sinsi gözlerle çıkanları süzer.


SAHNE 9 BÜRO İÇ/GÜN

Kel adam ani bir dönüş yapar. Kanlı gözlerini görürüz. Ve kalın etli dudaklarını.

KONYALI
Kaçtı mı?

Anlaşılan anlatılanlara çok sinirlenmiştir. Kulağına birşeyler söyleyen ensesinden tuttuğu gibi masasına yapıştırır. (Kapının dışında çay getiren kadını görürüz. Sese dönüp sonra hızlı adımlarla uzaklaşır) Masanın üstündeki kağıtlar dağılır.

SAHNE 10 HAYDARPAŞA GARI İÇ İÇ/GÜN

Cem kalabalıkta yürümeye devam etmektedir. Birisi buna çarpar. Cem’in gözleri faltaşı gibi açılır. Bavuluna iki eliyle sarılır. Kendinden emin bir ifadeye bürünerek yürümeye devam eder.

SAHNE 11 HAYDARPAŞA GARI YAN YOL DIŞ/GÜN

Polisin elindeki sigaranın ateşi pantalonuna düşer. Adam telaşla doğrulur, araba dönerken Ali elini gözüne kestirdiği kadının çantasının içine sokar ve cüzdanını alır.

SAHNE 12 MUŞTANIN EVİ (karargah) İÇ/GÜNDÜZ

Bir fax gelir. Faxta Cem'in fotoğrafı vardır. Telefon çalar. Muşta yine aynı sigara içişiyle ağzında sigara telefonu açar.


MUŞTA
Evet aldım. Hıhı. Tamam. Haydarpaşa Garı. Onbir. Tamam.

SAHNE 13 BÜRO İÇ/GÜNDÜZ

Konyalı telefonu kapatır. Adam düşer.

SAHNE 14 HAYDARPAŞA GARI YANI YOL DIŞ/GÜN

Kadın cüzdanını farkeder, gözlerinde şaşırma. Ali cüzdana bir bakıp ceketinin cebine atarken...

KADINLAR
İmdat! Hırsız var!.. Polis!

Ekip otosundaki polise ani zoom! Ali fırlar, polis de peşinden...

SAHNE 15 HAYDARPAŞA GARI ÖNÜ DIŞ/GÜN

Haydarpaşa'nın kapısı açılır. Cem'in yüzü güneş alır. Bir ferahlama.
Muşta Cem'i görür, sigarasını atar. Cem'in ardından öne doğru yürümeye başlar. Cebinden çok kullanıldığı belli bir bıçak çıkartır.
Hızla koşan Ali köşeyi döner.
Cem merdivenleri iner. Ali koşarak merdivenleri çıkar. Ardında polis. Bağırış çağırış.
Muşta Ali'ye bağıran polisin sesiyle irkilir, atak yapar Cem'e doğru. Cem de aynı sese adımlarını hızlandırarak tepki verir. Üçlü birbirine çarpar. Ağır çekim. Uçan bavul.

SAHNE 16 BÜRO İÇ/GÜN

Konyalı ellerini masaya vurur.


KONYALI
Beni soyacak adam anasının karnından doğmadı laaan!

Kamera onun yüzünden geriler ve kapıdan dışarı çıkar. Kapı kapanır.

SAHNE 17 HAYDARPAŞA GARI ÖNÜ DIŞ/GÜN

Paf! Bavul havada açılır. Uçuşan paralar. Fonda gemi, martılar. Üçlünün çarpışmaları ağır ağır devam ederken dışsesi duyarız. (Kamera büfenin üstündeyken) merdivenlerde paralara koşturan insanları görürüz.. Bu sırada bıçak düşer. Ali’nin çaldığı cüzdan da…

ALİ DIŞSES
Tesadüf nedir? Olmayacak bişeyin olması mı? Üç kişinin koşarken çarpışması tesadüf müdür mesela? Peki ya üç sabıkalının çarpışması? Tesadüf mü? Kader mi? Yani bunun felsefesini yapacak çapta biri değilim belki ama tesadüf için Allah’ın isimlerinden biridir derler. Mesela bizim o güne kadar kendimize ait birer hayat çizgimiz vardı. O gün ne olduysa oldu, o üç çizgi birleşti, bir oldu. Bu Muşta. Bu Cem. Bu da ben yani Ali. O çarpışma hepimizin kaderini değiştirdi. Eğer biraz dikkatli olsaydı o polisin de kaderi değiştirebilirdi.

SAHNE 17A HAYDARPAŞA GARI ARKASI DIŞ/GÜN

Genelde Haydarpaşa’ya uzayan yolları görürüz.

SAHNE 17B HAYDARPAŞA GARI ÖNÜ DIŞ/GÜN

Vuuuuuutttt.... Ağır çekim normale döner. Polis memuru üçlüye doğru bir adım atar. Ancak paralara koşturan birine çarpar. Sendeler, hatta komik bir biçimde yere düşer.

ALİ DIŞSES
Belki de bugün onun günü değildi.

Üçlü birbirlerine bakarlar. Ve iskeleye doğru koşmaya başlarlar. Polis doğrulduğunda üçlü ortada yoktur. Polis etrafına bakınır. Bavul, bıçak ve cüzdan yan yanadır.

KARARMA

SAHNE 18 VAPUR DIŞ/GÜN

Çaylarını karıştıran üç el. Üçlü kıçta, çaylar ellerinde. Tatlı bir es... Sükünet hakim. Üçlü birbirlerine şöyle bir bakar. Bir tebessüm hatta bir kahkaha.

MÜZİK

Ali gülümseyerek anlatır.


ALİ DIŞSES
İşte böyle başladı üç silahşörlerin hikayesi… Sonrası mı? Sonrası karışık...

SAHNE 19 KARARGAH İÇ/GECE

ALİ DIŞSES
Cem. Ekibin beyni. Soygun planlarını hep o yapardı. Çok fazla konuşmayı sevmezdi. Ama planlarını uzun uzun anlatmaya bayılırdı. Muşta. Adı üstünde, ekibin yumruğu. İşin uygulama kısmıyla ilgilenirdi. Kafa, yumruk, tekme, bıçak, tabanca, artık elinden ne geliyorsa… Ve ben. Ekibin hızlı eli. Bense genellikle ince işlerle uğraşırdım. Ötekilerin beceremeyeceği türden. Kasaları patlatmak yerine anahtarlarını çalmayı ben onlara öğrettim.

Kamera masanın etrafında döner. Anlatılan karakteri bulur, donar. Açılan bir plan. Masanın etrafında Cem anlatır; diğerleri dinler. Cem planları anlatırken hep aynı satranç taşlarını koyar. Beyaz bir at, bir fil ve bir vezir. Bunu izleyen bir kaç sahnede hep üçlünün ayrı ayrı davranışlarını detaylarla görürüz.

SAHNE 19A KARARGAH İÇ/GECE

Cem'i anlatırken açılan planlar, elle göstermeler. Saatler. Üçlünün masa etrafında karargahta konuşmalarını görürüz.

SAHNE 19B MUHTELİF YERLER DIŞ-İÇ/GÜN

Muşta'yı anlatırken atılan yumruklar, kafalar, patlayan silahlar,

SAHNE 19C KARARGAH İÇ/GECE

siyah piyonları deviren fili görürüz.

SAHNE 19D MUHTELİF YERLER DIŞ-İÇ/GÜN

Ali'yi anlatırken ise yakın plan cepten alınan anahtarlar, yaka kartları, cüzdanları görürüz.

SAHNE 19E KASALARIN OLDUĞU YERLER İÇ/GÜN

O anahtarlar çeşitli kasaları açar. Kasaları içi para doludur.

SAHNE 20 KARARGAH İÇ/GECE

ALİ DIŞSES
Tabii çok da para kazandık... Çok para... Çok.... Hayatım değişmişti. Eskiden boktan bi yankesiciyken şimdi manşetlerden inmeyen “üç silahşörlerin” bir parçası olmuştum.

Paralar. Paralar. Paralar. Masanın üstüne atılan para dolu çantalar. Para torbaları. Dolar, lira, euro.

SAHNE 20A KARARGAH İÇ/GECE

Bu arada gazetelerde yazılanları görürüz. "Üç silahşörler iş başında." "Kim bu adamlar?" "İstanbul çalkalanıyor." “Bir soygun daha” “Biri şu işe dur desin!” vs.

SAHNE 20B KARARGAH İÇ/GECE

Karargahta hep planların açıldığı masanın üstü para doludur. Ortasında Ali oturmuş, paraları atmakta, tutmakta, sevinçten bağırmaktadır. Cem sigarasını yakıyor, ve Ali'nin kahkahasına katılıyor. Muşta içkisini kafasına dikiyor. Üçlünün keyifli anları. El sıkmalar, sırt sıvazlamalar, içki içmeler vs.

ALİ DIŞSES
Cem bir gece büyük bir işle karşımıza çıktı. O güne kadar yapmadığımız büyüklükte bir iş. Ve aynı gece Muşta beni bi kenara çekip o gün Haydarpaşa’da yaşananların benim bilmediğim tarafını anlattı. Konyalı’nın hikayesini…

SAHNE 20C KARARGAH İÇ/GECE

Cem’in yine masa başında bir şeyler anlatışını görürüz. Ali işin büyüklüğü karşısında şaşkındır. Muşta da.

SAHNE 20D KARARGAH İÇ/GECE

Daha sonra da Muşta Ali’yi bir kenara çekmiş anlatmakta olduğunu görürüz.(tepe açı)

MUŞTA
Geçmişi temizlememiz lazım Ali, böyle devam edemeyiz. Bu Konyalı’dan kaçış yok.

ALİ DIŞSES
Muşta’nın bir planı vardı. Ve bu plana göre işin bitiminde bir davetlimiz olacaktı.

SAHNE 21 KÜÇÜK İSKELE DIŞ/GECE

Muşta terkedilmiş bir vapur iskelesinin bir köşesinde oturmuş, sigara içmekte. Belki bir kedi var, onu seviyor. Yanında deri içi dolu gözüken bir bavul. Bir araba gelir. İçinde Ali ve Cem çıkarlar, ellerinde iki deri çanta daha. Cem ve Ali maskelerini çıkartır. Ağır adımlarla Muşta'ya doğru ilerlerler. Çantaları yere doğru atarlar. Fermuarları açılır. Çantalar para doludur. Yüzlerde bir gülümseme, belki bir kahkaha.

CEM
Beyler, ikinizi de tebrik ederim.

Bizimkiler tokalaşırken iskelenin bir köşesinden aniden Konyalı ve adamları belirir.

KONYALI
Asıl ben sizi tebrik ederim beyler.

Muşta ve Cem şaşırır. Cem elini beline atar. Konyalı’nın adamları silahlarına davranırlar. Üçlü durur.

SAHNE 22 KARARGAH İÇ/GECE

Muşta satranç taşlarıyla Ali’ye planını anlatmaktadır. Bizimkiler beyaz fil, at ve vezir. Konyalı ve adamları siyah şah ve iki kaledir.

MUŞTA
Konyalı yalnız gelmeyecektir. O yüzden bi cengaverlik yapmak gerekecek.

SAHNE 23 KÜÇÜK İSKELE DIŞ/GECE

KONYALI
Çık çık çık... Destur, önce bi selamlaşalım değil mi beyler? Bayağı zaman oldu görüşmeyeli. Hay şu cenabı Allah’ın yaptığı kıyağa bak. Bir yanımda beni soyan diğer bir yanımda beni aldatan ve onların küçük prensi. Gazetelerden okuyoruz, görüyoruz. Çok güzel işler yapıyorsunuz pabucumun şilahşörleri. Ama geçmişinizi ne çabuk unuttunuz Cem Bey, Muşta...
Muşta döner Ali’ye bakar.

SAHNE 24 KARARGAH İÇ/GECE

Muşta atı şaha doğru ileri sürer.


MUŞTA
İşte burda sen devreye giriyorsun.

SAHNE 25 KÜÇÜK İSKELE DIŞ/GECE

Ali hızla silahını çeker ve Konyalı’ya doğrultur. Onunla beraber Cem ve Muşta’da. Onun karşılığında Konyalı’nın adamları da.

ALİ
Ağır ol biraz Konyalı efendi. Senin sözün buraya kadar.

KONYALI
Hooop birader. Yahu bizi sen çağırmadın mı buraya?

Cem Ali’ye döner. (Hızlı geçme)

SAHNE 26 KARARGAH İÇ/GECE

Yakın bir telefon.


ALİ
Perşembe gece saat 02:30. Galata balıkçı iskelesi...

Ali arkasını döner. Muşta’ya kafasıyla OK gibi bir hareket yapar. (Hızlı geçme)

SAHNE 27 KÜÇÜK İSKELE DIŞ/GECE

Ali gülümseyerek konuşur.

ALİ
Evet ama niye çağırdığımı söyledim mi?

MUŞTA
Evet söylemedin çünkü sen de tam olarak bilmiyordun Ali…


ALİ
(Şaşırmış) Nasıl yani?

Muşta Ali’ye ne yapalım gibi bir bakış atar ve aniden silahının yönünü Konyalı’dan Cem’e döndürür. Ve iki el sıkar. Cem kanlar içinde yere yığılır. Herkes şaşkınlık içerisindedir. Ali korkudan kekelemeye başlar.

ALİ
Naaaptın abi? Cem’i vurdun!

Silahını yere düşürür. (Yakın ağır çekim) Muşta silahını indirip Konyalı’ya doğru yürür.

MUŞTA
Ben asla işimi yarım bırakmam Konyalı. Kimseyi de aldatmam alimallah.

KONYALI
Vay vay vay...

ALİ
Naaptın abi sen? Böyle konuşmamıştık. Ne yaptın? Bittik abi biz, bittik. Cem abii.

MUŞTA
Uzatma lan! Seni indirmeden fırla git getir şu ceset torbasını bagajdan. Bak kime niyet kime kısmet.

ALİ
Ne torbası?

MUŞTA
Yürü lan bagaja!

Ali fırlar arabanın bagajını açmaya. Konyalı Muşta’nın omzuna elini koyar.

KONYALI
Aferin lan sana. Allah için bir ara harbi aldatıldım sanmıştım ama sağlam adammışsın Muşta. Sevdim seni.

MUŞTA
Verdiğim sözü gözünün önünde yerine getireyim dedim Konyalı. Hadi bakalım sen de sözünü tut. Şu paramı alayım.

KONYALI
Tabii, tabii alacaksın paranı... Fakat önce...

Derken Konyalı hızlı bir hareketle yanında duran adamlarından birinin belindeki silahı alır ve o sırada Ali’nin ceset torbasına yerleştimeye çalıştığı Cem’in cesedine iki kurşun daha sıkar. Ali kendini geriye atar. Uzun bir es. Muşta’nın gözleri faltaşı gibi açılmıştır. Ali şaşkınlık içerisindedir.

ALİ DIŞSES
İyi bi satranççının kimi zaman 50 hamle ilerisini görebildiğini duymuştum. Ama biz iki hamle ilerisini bile göremedik. Plan mantarladı. Gitti adam.

Konyalı Muşta’nın yüzündeki şaşkınlığı görmüştür.

KONYALI
Nooldu beyler? Bakıyorum betiniz benziniz attı. Ölünün vurulmasına mı üzüldünüz bakim bu kadar. Muşta, ha? Yoksa acayip ince planınız mı bozuldu ?

MUŞTA
Ne planı be ? Ben...

Muşta birşeyler gevelemeye çalışır. Ama lafı doğrultamaz. Ali zaten şoktadır.

KONYALI
Yer miyim lan ben bu numaraları sıçtığım boklar! Film mi çekiyoruz burda! Yok herif vurulacak, ben de onu unutucağım. Yok ya...

Döner ve Muşta’nın karnına bir kurşun sıkar. Muşta ağır çekimde geriye doğru yuvarlanır.

SAHNE 28 KARARGAH İÇ/GECE

Fil şahı devirir.

SAHNE 29 KÜÇÜK İSKELE DIŞ/GECE

ALİ DIŞSES
Şah mat... Game over, artık aklına ne gelirse...

KONYALI
Ya işte böyle karnından işettirirler adamı. Ha ha ha...

Ali’ye döner. Ali ağladı ağlayacak gibidir. Altına işemiştir.

ALİ
Abiii, valla benim bunlarla bi alakam yok. Bana ara dediler aradım. Zaten ben bu adamları yeni tanıdım abi.

Konyalı Ali’yi kolunun altına alıp iskelenin kenarına götürür.

KONYALI
Kalk ayağa kalk. Koca adam altına işer mi hiç? Bak Ali şunu hiç unutma, cömert insan Allah’a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır. O yüzden sana cömert davranacağım Ali.

ALİ
Sağol abi...

KONYALI
Seninle bir işim yok. Benim hesabım Cem’le Muşta’ylaydı. Onu da hayırlısıyla kapattık; borcumuzu da fazlasıyla geri aldık. (Çantaları gösterir)

Konyalı’nın adamları cesetleri torbalara koyup para çantalarını da toplamaktadır.

KONYALI
Hayırlı bir kula benziyorsun Ali, silin bu alemden. Ben seni unuttum bile. Hadi yürü...

Ve Ali’yi yollar. Ali uzaklaşırken torbaların denize atıldığını görür. Koşarak uzaklaşır.

ALİ DIŞSES
İşte böyle bitti bizim üçlünün hikayesi. Üçümüz de işimizi iyi yapardık, üçümüz de suça bulaşmıştık, üçümüz de aynı gün ve saatte Haydarpaşa Garı’ndaydık ancak kader sadece beni seçmişti yaşamak için.

SAHNE 30 KIRAATHANE ÖNÜ DIŞ/İKİNDİ

Güneşli bir gün. Ağaçlar altında bir açık hava kıraathanesi. Ali kıraathanenin dışarıdaki masasında oturmuştur, yaşlı çaycı çay servisi yapar. Ali çayını ve sigara içerken gazetesini açar göz gezdirir. Öyküsünü tamamlar.

ALİ DIŞSES
Bir de bu öyküyü anlatacak biri olsun diye herhalde. He he he...

Ali gülümser. Gülümseyince sigarası ağzından bir anda gazetenin üstüne düşer.

ALİ
Hay...

Onu temizlemeye çalışırken köşede kalmış bir haber gözüne çarpar. “ Üç silahşörlerin şaibeli sonu: Polis Haliç’te bulunan iki cesedin zanlısının kimliğini tespit etti. Eski sabıkalı Ali Akar polis tarafından aranıyor.’’ Yanda Ali’nin vesikalık resmi.

ALİ
Orospu çocuğu...

Ali silahını düşürdüğü anı hatırlar. (Ağır çekim iskele)
Gazetesini toplar, ceketinin yakalarını yukarı çeker. Yürümeye başlar.

ALİ DIŞSES
Kadermiş! Yemişim kaderini ya. Herşey başımıza patladı! Ben de kaderden bahsediyorum.. Biz de kafa yok ki... Herif tüm işi üstümüze attı iyi mi? Bütün işler, her bişey. Sıçtın Ali, sıçtın.

Yolda yürürken olayları geriye dönerek hızlı hızlı hatırlar: Adamların denize atılışını, vurulmalarını, paraları, açılan kasaları, adam dövmeleri, çarpışmayı ve cüzdanı çalmasını...

SAHNE 31 SOKAK DIŞ/İKİNDİ

ALİ
Ulan, keşke o cüzdanı hiç çalmasaydım be. Bak gördün mü hayatta hiçbir şey tesadüf değilmiş...

Ali yürürken birisine çarpar. Bu Haydarpaşa’daki polis memurudur. Memur onu tanır, Ali de onu. Müzik başlar. Ali gazetesini polisin suratına atıp kaçmaya başlar. Ali köşeyi döner, polis de peşinden.

SAHNE 31A SOKAK KÖŞESİ DIŞ/İKİNDİ

Koşuşturmaca devam ederken sokak arasından aniden bir arabanın çıkmasıyla Ali kendisine çarpmasını engellemek için kaportaya ellerini koyar ve kendini biraz geriye atar. Kafasını kaldırdığında bir anlığına arabadakilerle gözgöze gelir ve gözlerine inanamaz. Zira arabanın içindekiler Muşta ve Cem’in kılık değiştirmiş halinden başka kimse değildir.


ALİ DIŞSES
Yada her şey koca bir tesadüf...

Ali kaçmaya devam eder.

DONMA
KARARMA
’’ÇARPIŞMA’’
MÜZİK
JENERİK

SAHNE 31B (ALTERNATİF SON)SOKAK KÖŞESİ DIŞ/İKİNDİ

Finalde ara sokaktan çıkan arabayla polis karşılaşır. Kafasını kaldırdığında Muşta ile Cem’i polis görür. Ve Ali’nin peşinden koşmaya devam eder.

 

 

 

TÜM HAKLARI UMUT ARAL ' A AİTTİR. EYLÜL 2004

ÇARPIŞMA ONLINE emreözkan 2005